Ne kadar hevesliymişiz akil olmaya

Bize "mutlu" yaşamamız

öğretilmedi mi?

Yoksa genetik kodlarımızda mı sorun var, bilemiyorum.

Sürekli

"başkalarının nasıl yaşaması gerektiği” konusunda

bulduğumuz her alanda,

sayfamız varsa gazetede,

yoksa internette Facebook ve Twitter’da  acımasızca başkalarının

neyi doğru, neyi yanlış yaptığını

eleştiriyoruz.

Bu yetkiyi ve bilgiyi

nereden aldığımız da belli değil.

Aslında hepimiz

meraklıymışız da "akil" olmaya

içimizde kalmış sanki.

Kişiler üzerinden tartışıyoruz

ve doğal olarak

mahalle kavgasından öteye gitmiyor tartışmalarımız.

Akil insanlara taktık şimdi.

Kimi övüyor, kimi yeriyor.

Hadi övenler

hükümete hoş gelsin diye yapıyor,

yerenleri hiç anlamıyorum.

Resmi biraz büyük düşünsek

zaten gittikleri yerde

belli salonlarda polis kordonunda

"def-i bela" kabilinden çalıştıkları ortada. Yazmıştım, hatırlatayım

"akil insan projesi

hükümetin sorumluluğu paylaştırma

daha  doğrusu hedef saptırma operasyonudur bu."

Gaza gelip insanlara

"vatan haini" muamelesi yapmak yakışmıyor.

Her gazete, radyo, televizyon

kendi görüşü doğrultusunda,

iyi ya da kötü Orhan Gencebay,

Kadir İnanır, Hülya Koçyiğit

ve diğerleri üzerinden

politika yapıyor.

Ve böylece "akil insanlar" girişimi

amaca ulaşıyor.

Bir an onların yerine koyun kendinizi,

Başbakan çağırsa ve sizi "akil" tayin etse

ne derdiniz?

Şimdi bol keseden atabilirsiniz

ama gelin gerçekçi olun.

Bana söyleyin demiyorum

fakat pek az kişi çıkardı

"hayır kabul etmiyorum" diyecek.

(Nitekim de öyle oldu)

Onlar da

sosyal  ve ekonomik açıdan kaybedecekleri

az olanlardan çıkardı herhalde.

Başbakan’a “hayır” desen,

"barış" için

elini taşın altına koymayan insan olmakla suçlanacaksın.

Kabul etsen ki,

edenler gördüler,

yani yukarı tükürsen bıyık

aşağı tükürsen sakal meselesi.

"Acımasız olmamak lazım” diye düşünüyorum.

Şimdi biliyorum

yine o genetik kodlar devreye girip,

saldıracak birileri.

Bu yüzden

"düşünüyorum" dedim.

Kimin nerede olması gerektiğine,

bırakın insanlar kendisi karar versin.

Siz ne ürettiklerine bakın.

Nerede oldukları değil,

ne söyledikleri,

nasıl davrandıkları önemli olsun.

Başkalarını aşağılayarak

nasıl yükselemezse insan,

yalakalık yaparak da yücelmez.

Bir tek kere dönüp

bu ülkede en az sorulan soruyu,

"ben ne yaptım" sorusunu,

kendimize yöneltsek

hoşgörüyü yeniden keşfedeceğiz gibi.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar