Cahiliye Dönemi'nden İslam'a kadın-2

Geçen hafta, “Cahiliye Dönemi’nden İslam’a kadın” başlıklı  yazımda bu konuyu sürdüreceğimi belirtmiştim. Bugün kaldığımız yerden kadının durumuna ilişkin değerlendirmelerimize devam edelim.

Diyanet İşleri’nin yayımladığı ‘Diyanet İlmi Dergi’nin, “Cahiliye Arap Toplumunda Kadın” konulu yazıda ele alınan kadının durumu, dincilerin iddia ettiklerinin aksine pek de iç açıcı değil. Varlıklı ve dönemin ileri gelen ailelerindeki kadınlar bu kapsamda alınmasa da, Cahiliye sonrasında tarif edilen kadının toplumsal statüsüne bakıldığında genel olarak ikinci sınıftan bile aşağı  oldukları görülüyor. Dergide anlatılana bakılırsa, Arap düşüncesine göre kadın; “Erkekleri kandıran ve baştan çıkaran potansiyel bir kötülük odağı” olarak görülüyordu.  Bu dönemdeki egemen Arap düşüncesi hakkında şöyle deniyor dergide;

“Kadınlarla istişare ediniz, fakat onlara muhalefet ediniz” ve “ işini, kadınların görüşüne dayandıran kimse zelil olmuştır.” (1)

Cahiliye Dönemi’nden sonra da kadının, yukarıda söylenenlerin pek de dışında bir konuma sahip olduğunu söyleyemeyiz. Hz. Muhammed’in kimi hadislerinde kadın için söyledikleri bu durumu destekliyor. Örneğin, kadının uğursuz olduğuna, “Evde, kadında ve atta/beygirde uğursuzluk vardır” veya “Uğursuzluk olsaydı at, ev ve kadında olurdu” gibi sözler bunu gösteriyor.

Bir başka örnek ise şöyle;

 Hz. Muhammed kadınlar için, “Şu fasık (günahkâr) kadınlar cehennemliktir” diyor. Bunun üzerine cemaatten biri, “Kadınlar bizim annelerimiz, kardeşlerimiz hanımlarımız değil mi” deyince, Hz. Muhammed; “Çünkü onlar hem sabırsız hem de –kocalarına karşı- nankörler” diye yanıt veriyor. (2)

Örnekler öyle çok ki, istenirse daha arttırılabilir ama gerek yok. Çünkü İslam’ın Cahiliye Dönemi’ne göre kadınlara getirdiği yeni bakış açısı yok denecek kadar azdır. Hatta kimi konularda kadını daha geri bir duruma getirdiği bile söylenebilir. Yalnızca mevcut durumu kurallara bağlıyor, bir hukuk oluşturuyor.

***

Cahiliye Dönemi Arap toplumunda her ne kadar kadın geri planda olsa da bu durumu aşıp toplumsal yaşamda kimi meslekleri edinerek varlığını sürdüren kadınlar da vardı. Savaş sırasında kadın erkeğin yanında yerini alırdı. Daha çok geri hizmetlerde de (yaralı bakımı, yemek ve su gibi gereksinmeleri sağlama) olsa savaş alanı kadınsız olmazdı. Arap ordularında kadın komutanlar da bulunuyordu.

Cahiliye Dönemi’nde Araplar,  sanat ve edebiyat yönünden gelişmiş bir toplumdu. Özellikle, şairlere büyük önem verilirdi. Kadın şairlerin sayısı da hayli fazlaydı. Bu şair ve yazarlara örnek olarak, Hansâ, Harnek, Celile, Kebşe gibi isimler verilebilir. Şiir yazma ve okuma yarışmalarında kadınlar jüri üyesi bile olabilirdi.

Ayrıca ticaretle uğraşan kimi kadınlar da vardı. Hz. Hatice de (daha sonra Hz. Muhammed’in ilk karısı olacak) ticaretle uğraşan Mekke’nin ileri gelenlerinden bir iş kadınıdır. Günümüzdeki kuaförlük ya da güzellik salonları gibi kurumları da işletenler kadınlardı. Hatta ekmek fırını işleten kadınların bulunduğunu yine Diyanet Dergisi söylüyor. Kadının, tamamen  toplumsal yaşamdan soyutlandığını söylemek mümkün değil.

Oysa İslam’dan sonra kadın toplumsal yaşamdan çıkarılıp eve kapatılıyor. Diyanet Dergisi’nin Cahiliye Dönemi’ndeki Arap toplumu için sürekli ataerkil bir düzen diyerek kadının konumunu belirlemeye çalışması saçma. İslam’dan sonra ataerkil düzen daha da katılaşmış ve kurumsallaşmıştır.

Diyanet İlim Dergisi, Cahiliye Dönemi’ndeki evlilik ve nikâh türlerine de değiniyor. Sonuçta nikâh ne tür olursa olsun durum, erkeğin çokeşli olmasına dayanıyor. İslam’dan sonra da, eş sayısı en fazla 4’le sınırlansa da özünde durum değişmiyor.  Çünkü cariyeleri eklersek, bir erkek istediği kadar kadına istediği biçimde sahip olabiliyor. Kadının karşı gelmesi gibi bir olasılık yok. Ancak kimi varlıklı ailelerde kızlarının fikirleri sorulabiliyor. Ya da yine varlıklı bir kadın kocasını boşama hakkını elinde bulundurabiliyordu.

Yani Cahiliye Dönemi’ne göre İslam dininde de kadına getirdiği bir yenilik ve hak yok. Günümüzde şeriat hükümlerine göre yönetilen ülkelerde de durum aynı şekilde sürüyor.

Şeriatla yönetilen hangi İslam ülkesinde kadın erkeğe eşit? Hiçbirinde eşit değil. Suudi Arabistan’da bırakın eşitliği kadınların bir kimliği (nüfus cüzdanı) bile yok. İnsandan bile sayılmayan cins kadın.

Faşist ve dinci rejimler kadını birey olarak görmekten korkarlar. Kör inançlar erkekleri sağır ve kör eder. Cezasını da kadın çeker.

1. Diyanet, İlmi Dergi, cilt: 37, Sayı:1, Ocak-Şubat-Mart, Ankara, 2002

2. Arif Tekin, Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Berfin Yayınları, İstanbul, Eylül 2001
-----------------

twitter.com/ranaulas

Önceki ve Sonraki Yazılar