Sonunda Özal'ın ölümünü de magazine ettiler!..
Olacağı buydu!.. Sonunda Özal’ın ölümünü de magazine ettiler. Türkiye’yi sarsan hemen her konuyu “Asparagas” bir anlayışla ele alan, dolayısıyla her şeyi yüzüne gözüne bulaştıran, hiçbir şeyi çözemeyen –böyle bir derdi de olmayan- “Anlayış” en nihayet bunu da başardı. Bu konu öyle bir noktaya getirildi ki, olayı dikkatlice takip etmeye çalışan ben bile neye inanacağımı şaşırdım!
Dahası fena halde zihnimizle oynandığını düşünüyorum. Bu ister bir gazete haberi isterse de hukuki görünüm kazanmış iddialar biçimine bürünsün, sonuç değişmiyor. “Gerçek” birilerinin süzgecinden geçerken sonunda gerçeğin posasına dahi ulaşamıyoruz.
“Gerçek” birilerinin işine yaradığı oranda “Gerçek” olabiliyor ancak. Bir şeyler illâ birilerine yamanacak ya. Bazen bir konu “Aydınlanıyormuş” gibi yapılacağı yerde hiç aydınlanmasın daha iyi diye bile düşünüyorum. Çünkü çok daha karartıyoruz. Velhasıl oyalanıp duruyoruz!
Bu en çok da kendisini son Özal’ın naaşından alınan parçaların analiz süreci ve adli tıp raporu esnasında kendisini gösterdi. Bir “Sonuç” çıktı ama o sonuç tartışmaları kesmek yerine daha da alevlendirdi. Yerimizde sayıyoruz yani!
Açık söylüyorum; Özal’ı sevmezdim, siyaseten de hiçbir zaman kendimi yakın bulmadım. Ailesinin hareketlerinden de haz etmem. Lakin olaya bir “Devlet meselesi” olarak bakıp, meselenin açıklığa kavuşmasından yana oldu tavrım hep. Kişisel olarak da öldürüldüğüne inandım. (Sadece işaret edilmek istenen “Adres”ten farklı bir adres olduğunu düşünüyorum!) Ancak adı üstünde bu bir “İnanç” gerçeğin kendisi değil. Kesinlik öne süremem!
Neyse efendim en son “Özal’ı eşi zehirledi” yönündeki haberleri gördünüz mü bilmem? Artık cılkı çıkan “Gizli tanıklık” müessesesinden “Selçuk” isimli birinin ifadeleri tam anlamıyla inanılmaz. Buna göre “Özal’ı, uygunsuz fotoğraflarıyla şantaj yapılan eşi Semra Özal zehirledi. Uygunsuz fotoğrafları vardı...”
Doğru mu okuyorum diye tereddüt ettim önce. Hatta “Magazin” sayfasında paparazzilik bir olayla mı karşı karşıyaydım? Değilmiş! Tamamıyla mesnetsiz “Dedikodu” kategorisinde ifadeler. Arkadaş ortamında “O bunu demiş, bu bunu demiş” üzerinden geliştirilmiş birtakım senaryolardan ibaret. Ciddiyetten uzak. Bu kadar kolay mı bu işler?
Daha da vahimi, kendisi de şüpheli bir ölüme kurban giden Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay aracılığıyla “Bilgi vermek” karşılığı Özal ailesinden “Üç beş milyon dolar” istenmiş. Sonunda iş gelmiş Levent Ersöz’e kadar dayanmış. O da hesapta “Bizler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi koynundaki kişiye zehirletiriz. Turgut Özal’ı karısı Semra Özal’a zehirlettik. Ona iki seçenek bıraktık ya rezil rüsva olup her şeyini kaybedecek ya da bizim istediğimizi yapacaktı.” demiş. Hadi buyurun bakalım!
Üçüncü sınıf magazin haberler bile bundan daha iyi kurgulanır. Sonunda “Uygunsuz fotoğraf”la şantaj yapılan ve Cumhurbaşkanı kocasını zehirlemek durumunda kalmış bir “Katil kadın” imajı çıkıyor ortaya. İhtiras ve entrika dolu bir film gibi. İddianın “Ağırlığı”nın farkındalar mı bilinmez. Buradan nereye varılmak isteniyor onu da bilmiyorum. Fakat bu “Magazin iddialar” üzerinden olay getirilip bir yere bağlanmak isteniyorsa somut bir sonuca ulaşmak için daha çok bekleyeceğiz anlaşılan!..
NOT: Lütfen 22.10. 2012 tarihli “Semra Özal Ergenekon’un 1 numarası mı?” başlıklı yazıma bakınız.